Motorize Destekler

Motorize Destekler

Geçtiğimiz yaz, yazlık sitemizin de bulunduğu Çandarlı İzmir’de, belediye hizmetlerinin sağlanması yönünde çok değişik bir uygulamaya tanık oldum, ismi “Motorize Destekler”.

 İlk defa bu bölgede uygulamaya konulmuş bir projeymiş. Amaç, toplumun farklı bireylerinin desteğiyle olan uygulamaları işler kılmak ve bireyleri birbirine kaynaştırmak.

Destekler şimdilik konumuna uygun, işin ciddiyetini kavramış, sorumluluk sahibi ve güler yüzlü kediler tarafından gerçekleştirilmekte. Sizi, ilklerden olan Motorize Marilyn ile tanıştırayım, sitemizin sarışın güzeli.

Söz aramızda bu konuda en duyarlı çalışanlar da dişi kedilermiş, yeri gelmişken ilgisi olan herkesin, Dişiler Gününü de kutlarım.

Belediyeler için kullanılan elektrikli hizmet araçları uygulamaları gibi çevreci bir yaklaşımla yaşanılan çevreye saygı duymak ve sahip çıkmak konusu yanında, bizim belediyenin projesi de hayli etkili ve ses getirecek bir proje olarak görünüyor :)

Karanlıkta Diyalog

Sergiye girdiğim ben ile çıkan ben aynı değildi!

Gayrettepe Metro İstasyonu’nda 1500 m2’lik bir alanda oluşturulmuş sergi alanında görme duyumuzu kullanmadan 1.5 saat için hayli etkileyici, farkındalık yaratan bir deneyim oldu benim için. 8 kişilik gruplar halinde saatlerimiz dahil hiçbir eşyamız yanımızda olmadan bir alana alındık önce. Elimize, görme engelli dostların kullandığı bastonlar verildi ve tek sıra halinde bir labirente girdik. Zifiri karanlık bir labirent.

Bir yerlerden Kutup Yıldızı gibi yol gösterici bir ışık görmeyi hayal ederken, bunun nafile bir bekleyiş olduğu hemen ortaya çıktı. Bu, hiç yaşamadığım bambaşka, derin bir karanlıktı.

Korku yoktu ama bilinmeze atılan adım, başta biraz tedirginlik yarattı. Ya tedirginliğe teslim olacaktım ya da güvene. Ki bu güven, kendimden yola çıkarak karanlığı en doğal haliyle yaşayabileceğimi hissetmekti.

Bize labirentte, görmeyen rehberimiz İlhan bey eşlik etmeye başladı. Bir elimizde bastonu tutuyor diğer elimizle etrafa dokunuyorduk. Asıl önemlisi, rehberimizin sesi bizi yönlendiriyordu.

Labirent çıkışında parkıyla, vapuruyla, İstiklal Caddesindeki tramvayla minyatür bir İstanbul oluşturulmuş gibiydi. İstiklal caddesi çok gürültülü geldi. Vapur yolculuğunda hafif esen rüzgarı ve dalgaların güverteyi sallamasını, eski bir alışkanlık ile gözlerimi kapatarak hissetmek istedim.

Gözlerimi kullanamadığım bir ortamda diğer duyularım harekete geçti, kısa sürede daha rahat adım atar oldum. Zaman, zamansızlığa dönüştü. Sesler, görmeyen dünyamızın renkleriydi, kimi zaman siyah kimi zaman gökkuşağı misalı. Özellikle tonlamalar ve vurgular daha da anlam kazandı.

Bir evin salonundaki televizyonda oynayan diziyi betimlemeleriyle dinledik, bir kartona isimlerimizi yazdık. Kahve kokusuyla içimiz bayram ederek kafede içecek ısmarladık, parayı alan barmen, paramatik ile hangi kağıt para olduğunu tespit ediyordu.

Turun sonuna geldiğimde zamansızlık boyutunda yaşanan bir serüvendeymişim gibi hissettim. Karanlığa alıştığımı, farklı duyularımın daha aktif hale geldiğini gözlemledim. Çıkışta ışık gözlerimi kamaştırınca , kullanmadığımız ya da kullanamadığımız duyularımızın, iç görümüzün harekete geçtiğinde, neler olabileceğini tahayyül etmeye çalıştım.

Bu sergiyi, oğlum Akın’la beraber dolaştık. Ona biraz zor ve değişik gelmiş, ama dolaşırken istekli ve önden önden gidiyordu :)

Hayata ve onun ifadelerine farklı pencerelerden bakmaya, yaşamaya ve engelli dostlara empati yapabilmeye yardımcı olan bu harika deneyim için emeği geçenlere teşekkür ederim.

 

#DirenGülseren #DirenHasan

Hayatlarını hayvanlara adamış iki insanın, Gülseren abla ve Hasan ağabeyin yaşam öyküsü…Sayıları 150 -170 arasında olan sokak köpeklerini dar imkanlarına, lokantalardan topladıkları artıklarla, marketlerden aldıkları malzemelerle yemek yaparak besledikleri, bütün bunların sonucunda mahallelerinde dövüldükleri, istenmeyen her türlü hakarete maruz kalan ama bütün bunlara rağmen hayvanseverliğin ötesinde sevgilerinden gelen direnişleri ve adanmış hayatlar…

Aslında Gülseren ablayı ve Hasan ağabeyi bir belgeselde anlatmak istiyordum ancak o kadar bunalmışlar ki Veteriner Burcu hanımla yalnız olmadıklarını göstermek için acele evlerine gittik. Çekim yapıp hemen yayınlamak istedim. Hatta komşular niye çekiyorsunuz diye sordular, Burcu hanım da televizyon için dedi ! Belli olmaz tabi,  belki birileri televizyona da çeker.

#DirenGülseren #DirenHasan

Gezi Park’ından Anılar

Taksim Gezi Parkındaydım…
İlk defa 6 Haziran’da gittiğimde ayrılmak istemedim. 9 Haziran’da yine oradaydım. Bütünün muradı, ışığın doğası ile sevgi, sevgi, sevgi ile diyerek dolaştım.
Gezi Parkında taptaze, değiştiren, dönüştüren, sevgi ile kucaklayan, birleştiren, zeki, neşeli harika bir enerji vardı. Çocukların, gençlerin enerjisi. Korkusuzluğun, saflığın enerjisi. Yani çapulcuların…
Başbakanın dayatmaları ile görevli Anadolu Genetik Bütünlüğü harekete geçti. Kitleler birleşti, tek yürek, tek vücut oldu. Bize bizi fark ettirdiği, beraberliğe ittiği bu zor görevinden dolayı kendisine teşekkür ederim.
Değişim dönüşüm enerjisi dalga dalga Gezi parkından dünyaya yayılmaya başladı. Vicdanlar hareketlendi. Durdurulamayacak bir değişim bu, özlediğimiz, düşlediğimiz.
O çocukların saf enerjileri dünyayı dönüştürecek, karanlık yerini aydınlığa bırakacak, inanıyorum…
Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine…Hoşgeldiniz direnişe…
“Her Yer Taksim , Her Yer Direniş”